| Sen Görevlerinin Kölesi Ol Yeter |
|
|
|
|
İnsanın yaratılış gayesi, Allah’ı tanımak, Allah’a karşı kulluk görevlerini, insanlara karşı da insanlık görevlerini Allah’ın (C.C.) emrettiği ve Rasülüllah’ın (S.A.S.) gösterdiği şekilde yerine getirmektir.
Bu durum kısaca ihsan kavramı ile ifade edilmektedir.
Allah insanları yalnız kendisine ibadet etsinler diye yaratmış, ibadetlerinin makbul olması için de o ibadetlerde ihsanı ölçüsü getirmiştir.
İbadetlerde ihsan kavramını iyice anlayabilmek için önce Cibril Hadisini hatırlayalım.
“Bir gün Rasülüllah‘ın yanında idik birden elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam çıka geldi. Üzerinde yolculuk alameti de yoktu. Bizden kimse de onu tanımıyordu. Doğruca gelip Peygamber Efendimizin önüne oturdu, dizlerini dizlerine dayadı. Ellerin de uyluklarına koydu.
Bu ibadetlerde, tamamıyla kul hakları söz konusudur. Çünkü bunlar da muhatap tamamıyla insanlardır. Dolaylı ibadetler, insanlara hizmet ederek hem paralarını hem dualarını almak suretiyle imanı korumak ve son nefeste imanla gitmek için büyük bir öneme sahiptir.
Cibril hadisinde ifade edildiği üzere, doğrudan ibadetlerde, Allah’ın bizi gördüğüne kesin inanarak ibadet edilince tam olarak ibadet etme imkanı elde edilir, doğrudan ibadetlerde eksik ve yanlışlara, savsaklama ve baştan savmalara yer verilmez. Doğrudan ibadetler ancak, İmanın ve İslam’ın şartlarına inanırken ve İslam’ın tatbik ederken ihsan ölçüsüne uymakla mükemmel olur. Doğrudan ibadetler Allah tarafından yalnızca ibadet olarak emredilen namaz, oruç, zekat ve hac gibi ibadetlerdir. Bu ritüel / düzenli ibadetlerde kul doğrudan Allah’a ibadet eder, ona yalvarır, ona dua eder. İbadetlerinde en ufak bir kusurun bulunmaması için azami gayret gösterir. Mesela, abdestsiz namaz kılmayı, hacda abdestsiz tavaf etmeyi kimse aklından bile geçirmez. Kimse öğle namazının farzını üç rekat kılmayı aklına getirmez. Herkes ibadetlerini mükemmel yapma gayreti içerisinde olur.
Dolaylı İbadetlerde İhsan
Dolaylı ibadet diye nitelendirdiğimiz mal ve hizmet üretimleri, insanlara hizmet ve olmakla sevap olduğuna göre bunlarda da ihsan ölçüsüne uymak yani Allah’ı görüyormuş gibi veya Allah’ı göremiyorsa da Allah’ın kendisini gördüğüne ve kontrol ettiğine kesin inanarak en kaliteli şekilde üretmektir. Esasen insanların çeşitli meslek ve zanaat icra ederek birbirlerinin işlerini görmeleri, birbirlerinin ihtiyaçlarını gidermeleri Allah’ın sünnetinde yer alan ilahi kanundur.[2] Bu sebeple, biri çiftçilik yaparken, diğerinin fırıncılık yapması, biri manifaturacılık yaparken diğerinin terzilik / hazır giyimcilik yapması, biri elektrikçilik yaparken diğerinin sıhhi tesisatçılık yapması, biri hayvancılık yaparken diğerinin kasaplık yapması, biri bilgisayar programcılığı yaparken diğerinin bilgisayar ticareti yapması gibi. Bütün bu dolaylı ibadetlerde de ihsan ölçüsünü unutmamak gerekmektedir. Aksi halde ücretini aldığı halde ürettiği malın kalitesinden çalan, ürettiği hizmeti baştan savma yapan meslek mensupları, insanları kandırdıkları, işleri savsadıkları, kul hakkına tecavüz ettikleri için sevap yerine günah kazanma durumuna da düşebilirler. Hayvan haklarına riayet etmek onlara iyi davranmak da dolaylı ibadetlerdendir. Onları aç susuz bırakmamak, aşırı yük yüklememek, genleri ile oynamamak da dolaylı ibadet olarak kabul edilebilir. Ağaçlara yeşile iyi davranmak, onları gereksiz yere kesip yok etmemek de öyledir. Çevreyi kirletmemek, sokağa tükürmemek, gürültü yaparak çevreyi rahatsız etmemek de aynıdır. İşte bütün bu meslek ve davranışların her biri esasen dolaylı ibadettir. Doğrudan ibadetlerde olduğu gibi, dolaylı ibadetlerde de ihsan ölçüsüne uyarsan mutlaka iki cihan mutluluğuna erersin. Diğer bir ifadeyle; Sen doğrudan ibadetlerinde ihsan ölçüsüne uyarak Allah’a kul olduğun gibi, dolaylı ibadet olan âmme hizmetlerinde de yine aynı ihsan ölçüsüne uygun olarak mesleki hizmetlerinin kölesi olurcasına kendini hizmetlerine verirsen Allah senin hizmetlerini görecek sayısız köleler / vesileler yaratacaktır.
Bu manada şu ayetleri düşünelim:
ومن يتق الله يجعل له مخرجا ويرزقه من حيث لا يحتسب ومن يتوكل على الله فهو حسبه ان الله بالغ امره قد جعل الله لكل شيء قدرا
Ve onu ummadığı yerlerden rızıklandırır, kim Allah’a dayanır / güvenirse (Allah ona) yeter, Muhakkak Allah emrini yerine getiren / işlerini çekip çevirendir. Allah her şeye bir ölçü koymuştur.” [3]
وان ليس للانسان الا ما سعي وان سعيه سوف يرى ثم يجزيه الجزاء الاوفي وان الى ربك المنتهى
Hadisi çiftçiler için söylenmiş gibi görünse de, aslında, her meslek sahibinin mesleğinde derinleşmesini ve mesleğinde uzman bir usta olup insanlara en üst kalitede hizmet etmesini de açıkça ifade etmektedir.
SEN GÖREVİNİN KÖLESİ OL İŞİNİ ÇOK İYİ YAP DÜNYEVİ BEKLENTİ İÇERİSİNDE OLMA SENİN BEKLENTİLERİNİN DE ÖTESİNDE SANA HER TÜRLÜ NİMETİ İHSAN EDECEKTİR ALLAH UMMADIĞIN KAPILARI AÇACAKTIR ALLAH VE SENİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK SEBEPLERİ VE FIRSATLARI YARATACAKTIR ALLAH!...
[1] Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1. [2] Zuhruf Suresi Ayet, 32. [3] (65) Talâk Suresi, Ayet, 2-3. [4] (53) Necm Suresi, Ayet, 39-42. [5] Taberani - Mu'cemul Evsat, Feyzul kadir Cilt 1/541-942 |
| Yönetim |
| Resim Galerisi |
| Arama |
| Hutbeler |
| Dini Sorular |
| Tarihi Camiler |
| Münhal Kadro |
| Diyanet Vakfı Antalya Şb. |
| E-Bordro |
| İletişim |